Site Rengi

DOLAR 9,2885
EURO 10,7576
ALTIN 528,05
BIST 1.410
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 16°C
Sağanak Yağışlı
İstanbul
16°C
Sağanak Yağışlı
Sal 18°C
Çar 18°C
Per 17°C
Cum 19°C

Balıkçı bayanların köyü sarih hava müzesi oluyor

27.03.2021
59
A+
A-

Bursa’nın batısındaki Apolyont’a, zamanın süratli akmadığı çok daha önceki bir göl köyüne gidiyorum. Toprağı eşelesen tarihin sanki fışkıracağı köyde, yaşamın mukadderatını gölün dingin ve puslu suları çiziyor. Balıkçı bayanlarıyla namlı Gölyazı, misafirlerine telaşsızlığı ve dinginliği yine öğretiyor.

Peki, soğuk bir kış günü beni buralara kadar getiren şey ne? Hemen söyleyeyim: Gölyazı’da 2016’dan bu yana Uludağ Üniversitesi Arkeoloji kısmı işbirliğinde yürütülen kazı ve tarihi yapıt kurtarma çalışmaları… Nekropol alanındaki kazılarda ortaya çıkarılan altı değişik tipte toplam 27 lahit ve yapıtı turizme kazandıracak olan Gölyazı Nekropol Alanı Sarih Hava Müzesi için bir vakittir yapılan hazırlıklar tüm süratiyle sürüyor. Kazılarda ortaya çıkarılan kabirlerin, özellikle Roma devrinde ender görülen kerpiç kabirlerin dış unsurlardan korunarak gelecek jenerasyonlara aktarılması için Gölyazı’nın natürel dokusuna uygun bir koruma projesi geliştirilmiş.

Bölgenin köklü tarihine aktüel zenginlikler kazandıracak çalışmalar bitirildiğinde natürel dokuya hasar vermeden bir peyzaj tertip etmesi yapılarak sarih hava müzesi ziyarete açılacak. Arkeopark alanında pano ve tabelaların yanı gizeme teknolojiden de yararlanarak simülasyon usulüyle bir kurgu içinde ziyaretçilerin alanı daha iyi anlaması sağlanacak.

Yaşayan göl

class=’cf’>

Uluabat Gölü ya da daha önceki ismiyle Apolyont’a uzanmış ince uzun bir yarımadanın üzerine heyeti kırmızı kiremit çatılı konutlarıyla Gölyazı, nazik bir kadının boynundaki alımlı bir kolyeyi anımsıyor ilk bakışta. Gölşan kuzey kıyısında, ufak bir yarımadayla hemen karşısındaki adacığın üzerine kurulan köyün iki yakası, ince uzun bir taş köprüyle birbirine bağlanmış. Çağdaş zamanlara inat, Gölyazı’da son laf hâlâ tabiata ait. Kış aylarında dört metre kadar yükselen göl suları, köyün iki semtini birbirine bağlayan yarımadayı daraltarak bir isme görünümüne büründürüyor. Kıyılarının kır çiçekleriyle kaplandığı ilkbahar aylarında yolunuz düşerse gölü ömrünüzde hiç görmediğiniz kadar çok kuş cinsiyle tanıştığınız yer olarak anımsayacaksınız muhtemelen.

Tektonik bir çöküntü neticeyi oluşmuş, 156 kilometrekare büyüklüğündeki Uluabat, en derin yeri 10 metreyi geçmeyen sığ bir göl. Kıyıları hububat tarlaları ve meyve bahçeleriyle çevrili gölün sığ suları, sukuşları için çok zengin bir yiyecek kaynağı. Muhacir kuşların yeryüzündeki ehemmiyetli geçiş yollarından biri olan göl, kapı komşusu Manyas Kuş Cenneti ile beraber yaban yaşamı için eşsiz bir ekosistem oluşturuyor.

Balıkçı kadınların köyü açık hava müzesi oluyor

Dünya Natürel Yaşamı Koruma Vakfı tarafından ‘yaşayan göl’ bülten edilen Uluabat, ufak karabatak ve bıyıklı sumru gibi ender cinslerin Türkiye’deki en ehemmiyetli hayat alanı. Ayrıca alacabalıkçıl, kaşıkçıl, patka, gece balıkçılı, çeltikçi, sakarmeke ve kızılgerdan gibi onlarca kuş cinsinin de sığınağı. 1920’li senelere kadar ufak bir Rum köyü olan Gölyazı’nın kuruluşu, 2 bin 500 sene evveline uzanıyor. Tabiatın alabildiğine cömert davrandığı Gölyazı’da, gözün gördüğü tüm açılara rengârenk filikalar yerleştirilmiş.

class=’cf’>

Umutla çekilen kürekler…

Her üç konuttan birinde filika olması, balıkçılığın hâlâ bir uyum kaynağı olduğunun ispatı. Aynı zamanda hastaları hekime yetiştiren, gölün uzak kıyılarındaki bahçe mahsulünü konutlara ve pazarlara taşıyan, sevgilileri birbirine kavuşturan ve çocukları dolaştıran filikalar, Gölyazı ulusu için yaşamın ta kendisi demek… Ağ onarmak, filika boyamak, olta hazırlamak, balık almak ya da satmak günlük hayatın bayağı bir parçası. Köy kahvesi, yaşlı balıkçıların gençlere tecrübelerini aktardığı bir mektep sanki…

Göle çift şahıs açılmaksa âdetten… Genellikle bir bayan ve bir erkekten oluşan takımlarda, karı-koca veya baba-gelin eşleşmesi sıkça görülüyor. Kürek sürüklemek, demir atmak gibi işlerle genellikle erkekler; ağ toplamak ve onarmakla bayanlar ilgileniyor. Umutla çekilen her kürek, geriye nasırlaşmış eller, sabah ayazının esmerleştirdiği derin çizgili suratlar bırakıyor.

class=’cf’>

İsmini Yunan mitolojisindeki kahinlik yaradanı Apollon’dan alan Apollonia’nın antik esasları üzerine heyeti Gölyazı, tarih meraklılarının da alakasını sürükleyecek köşeler gizliyor. Şimdiki meskeni çevreleyen 800 metre uzunluğundaki antik surlarda, Helenistik kapı ve kule harabelerine tesadüfmek olası.

Güney yamaçtaki Zambaktepe’de heyeti olan ve Roma yarıyılından kalma antik tiyatro 4 bin karakter. Antik su kemeri ve kabir yapıları da Deliktaş mevkisinde. Henüz arkeolojik kazı çalışması yapılmamış reel ilginç antik enkazlarsa Gölyazı etrafındaki adacıklarda saklı. Yörede bulunmuş sikkelerde tasvir edilen Apollon Tapınağı’ndan kalma enkazların, antik kentin 500 metre kadar kuzeyindeki Kız Adası üzerinde olduğu yaygın bir dedikodu. 19’uncu asırda inşa edilmiş Ortodoks kilisesiyse hâlâ ayakta. Kazılarda ortaya çıkan antik yapı parçaları, heykel ve sikkeler, Bursa Arkeoloji Müzesi’nde görülebilir.

Aşktan doğdu

Gölyazı’nın tarih yüklü sokaklarını dolaşırken yöre ulusunun ağzından dinleyebileceğiniz tuhaf bir de hikayesi var bölgenin. Dedikoduya göre Apolyont’un en daha önceki sahibi olan Apollonia Kralı’nın çok hoş bir kızı varmış. Günün birinde, komşu kraliyet Melde’nin prensi hoş prensese âşık olmuş. Ancak prensesin gönlü olmadığı için varmamış prense.

Kral, Apolyont Gölü kıyısındaki bir tepe üzerine saray yaptırarak orada gizlemiş kızını. Buna çok hiddetlenen Melde Kralı, Mustafakemalpaşa Nehri’nin yatağını değiştirterek Apollonia’nın sular altında kalmasına yol açmış. İşte bugünkü Gölyazı Yarımadası da tarihteki bu su baskını sebebiyle oluşmuş.

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.